İMAR BARIŞINDA YAPI SAHİPLERİNİN CEZAİ SORUMLULUĞU

1985’ten bu yana 3194 sayılı İmar Kanunu’na kısmi veya tamamen aykırı olarak inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan yapılar mevcuttur. Aynı zamanda “kaçak yapı” olarak nitelendirilen imara aykırı bu yapıların kayıt altına alınması amacıyla “imar barışı” adı altında birtakım düzenlemelere gidilmiştir.  Söz konusu düzenlemeler, Yapı Kayıt Belgesi ile ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını ve imar barışını sağlamayı hedeflemektedir. Bu düzenlemelere ilişkin detayları daha önce “İmar Barışı ve Hukuki Altyapısı” başlıklı makalemiz ile izah etmiştik. Bu makalemizde “imar barışı” sürecine çok daha farklı bir açıdan bakarak bu kapsamda değerlendiriyor olacağız.

Önemle belirmek gerekir ki; bu barıştan yararlanabilme hakkına yalnızca 2017 yılı ve öncesine kadar imara kısmen veya tamamen aykırı yapılmış mevcut yapılar sahiptir. Yapı Kayıt Belgesi ile kayıt altına alınan yapıların yenilenmesi durumunda ise halen yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Bu nedenle; 11.05.2018 tarihinde kabul edilen 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa geçici madde olarak 16. Madde hükmü düzenlenen “imar barışı” kavramı, “imar affı” ile karıştırılmamalıdır. İmar barışı yalnızca mevcut duruma hukuki boyut kazandırdığı için mutlak bir hak sağlamamaktadır.

İmar barışı, hukuki sürecinin yanında usul ve yasalar ile ceza sorumluluğunun kapsamına da alınmış güncel bir konu olup, 3194 sayılı İmar Kanunu’na geçici madde olarak eklenen 16. madde hükmü ile yürürlüğe girmiştir. Kanunun içeriğine göre; 31.12.2017 tarihi ve öncesinde bu yapıların tamamlanmış olması, bu yapılar için 31.10.2018 tarihine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yetkilendirdiği kurum veya kuruluşlar başvuruda bulunulması ve 31.12.2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde “Yapı Kayıt Belgesi” verilecektir. Ancak, her ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapının bu kapsamda olduğunu düşünülmemelidir. Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinde, tarihi yarımada içerisinde ve ekli kroki ve listede gösterilen alanlar ile Çanakkale Savaşları Gelibolu tarihi alanında, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda yapılan ve hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapıların imar barışını düzenleyen geçici madde ile bu haktan faydalanamayacağı önemle belirtilmiştir.

İmar barışı, ruhsatsız ve ruhsat eklerine aykırı yapılar yönünden Yapı Kayıt Belgesi verilerek 2017 ve öncesi ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların yönünden hukuka uygunluk sebebi olarak düzenlenmiştir. Kısaca Yapı Kayıt Belgesi, mevcut duruma yasallık kazandıracak bir belge olma özelliğini haizdir. Bu yapılar yönünden hukuka uygunluğun geçici bir koruma sağladığı unutulmamalıdır. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 10.07.2018 tarihli, 2018/1552 E. ve 2018/2981 K. sayılı kararında, “…imara aykırı ve kaçak yapılar için yapı kayıt belgesi alınarak yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olmak üzere geçici de olsa yasal hale getirilmesi imkanı getirildiğinden maddedeki süre içinde başvurulup gerekli işlemler tamamlanarak yapı kayıt belgesi alınmak suretiyle yapının yasal hale getirilip getirilmediği saptanmak suretiyle…” açıklaması ile Yapı Kayıt Belgesi alan yapıların hukuki korumadan geçici olarak faydalanacağı ifade edilmiştir.

İMAR BARIŞININ CEZA SORUMLULUĞUNA ETKİSİ

İmar barışı ile koruma kapsamına alınan yapılar için yapı sahiplerine Yapı Kayıt Belgesi verilmektedir. Bu belge, “izin” veya “yapı ruhsatı” işlevi görmektedir. Bir ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapı sahibi, Yapı Kayıt Belgesi almak adına başvuruda bulunduğu ve başvurusu kabul edildiği takdirde artık imar planına ve ruhsatına aykırılık söz konusu olmayacaktır. “imar kirliliğine neden olma suçu” dolayısı ile mevcut soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyet kararları da bu durumdan etkilenecektir. Bu bağlamda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi geçmişe etkili olarak uygulanacağından söz konusu yapı sahiplerinin bu mevzuattan faydalanma imkanı doğmaktadır.

  • 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU UYARINCA CEZA SORUMLULUĞU
  1. Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi uyarınca Adli Para ve Hapis Cezaları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “imar kirliliğine neden olma” başlıklı 184. maddesinin 1. fıkrasına göre imar planına ve ruhsata aykırı yapılar için müeyyide öngörülmüştür. Söz konusu hüküm şu şekildedir:

“Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

İlgili kanunun 184. maddesinin 5. fıkrası ile hüküm altına alınan “Yaptırdığı binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” maddesine göre; Yapı Kayıt Belgesi alan yapılar, imar planına ve ruhsatına uygun hale geldiğinden dolayı henüz soruşturma aşamasında olan yapılar için takipsizlik kararı; yargılaması devam eden davalar için düşme kararı verilmektedir. Kesinleşen mahkumiyet kararları için ise cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kalkmasına karar verilmektedir. “imar kirliliğine neden olma suçu” dolayısı ile ceza almış olan bir kimsenin hakkında hüküm vermiş mahkemeye müracaat etmesi halinde mahkum olunan ceza tüm sonuçları ile ortadan kalkar.

  1. İmar Para Cezaları ve Yıkım Kararları

İmar planına veya ruhsata aykırı bir yapı mevcut olduğu takdirde bu yapılara ilişkin daha önce alınmış idari para cezası veyahut yıkım kararı var ise, yapı sahiplerinin imar barışı kapsamında başvuruda bulunması sonucu aldıkları Yapı Kayıt Belgesi ile haklarında idarece verilmiş olan para cezaları veya yıkım kararları iptal edilecektir. Söz konusu düzenlemeyi getiren 11.05.2018 tarihinde kabul edilen 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanun’una geçici madde olarak 16. madde hükmünde de açıkça şu şekilde ifade edilmiştir:

“Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.”

  • 2683 SAYILI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU UYARINCA CEZA SORUMLULUĞU

2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile düzenlenen ceza sorumluluğu yönünden farklılık arz etmektedir. Her ne kadar imar barışı ile hukuki güvenceye sahip olan yapılar mevcut ise de, bu yapı sahiplerinin 2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki ceza sorumluluğunun akıbeti henüz netlik kazanmamıştır.

2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65. maddesinin 1. fıkrasında tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarında izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahale yapanların cezalandırılacağı şu şekilde düzenlenmiştir:

Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.”

Kısaca kültür ve tabiat varlıklarına zarar verme suçu olarak adlandırılan bu suç kapsamında, kanun koyucu fiilin suç sayılabilmesi için “tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olması” şartını zorunlu kılmıştır. Her ne kadar yürürlükten kaldırılan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65. maddesinin (a) bendinde tebliğ veya ilan şartı aranmasa da yürürlükte olan mevcut kanuna göre; usulüne uygun bir şekilde taşınmazın hukuki durumu ilgilisine veya ilgililerine önceden tebliğ edilmiş veya ilan edilmiş olmadıkça izin almaksızın inşai ve fiziki müdahale yapanların cezalandırılması mümkün değildir.

Üzerinde durulması gereken nokta, cezalandırmaya mevzu bahis fiilin izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının yanı sıra imar barışı hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağıdır.

3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında imar barışı, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların hukuka uygun hale gelmesine ilişkindir. İmar barışı ile her ne kadar bu yapılar imar planına veya ruhsatına uygun hale gelse de 2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde, ilgili koruma kurulundan izin alınmadığı takdirde hukuka uygunluktan söz edilemeyecektir.

Stj. Av. Miray YAKIN

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir