İSİM DEĞİŞİKLİĞİ DAVASI NEDİR? YASAL PROSEDÜR NASIL İŞLER?

İSİM DEĞİŞİKLİĞİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR? İSİM DEĞİŞİKLİĞİ DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR?

Toplum içinde bireyleri birbirinden ayırmaya yarayan en önemli etken, şüphesiz ki kişinin ismidir. Kişilerin isimleri üzerindeki hakları bir kişilik hakkıdır ve kişilik haklarının bütün özelliklerini taşır. Mutlaktır, devredilemez, uzun süre kullanılmasa dahi devam eder.(1)
Kişi; adını ve soyadını, talebinin bu yönde olduğu gerekçesiyle dilediği zaman değiştiremez. Bu değişiklik için -istisnai haller haricinde- mahkeme kararı gerekir. Yani adın değiştirilmesi, -istisnai haller haricinde- kişinin bu yöndeki talebi doğrultusunda ancak mahkeme tarafından verilen bir karar ile mümkündür.
Türk Medeni Kanunu’nun “Adın Değiştirilmesi” başlıklı 27. Maddesinde; “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.” Hükmünü amirdir.
Maddeden de açıkça anlaşılabileceği üzere ancak haklı bir sebebin varlığı halinde isim değiştirilmesine müsaade edilmektedir.

HAKLI SEBEP HANGİ DURUMLARDA VAR KABUL EDİLİR?

Haklı sebeplere örnek verilecek olursa; kişinin ticari bakımdan ilerlemesini zorlaştıran bir adın değiştirilmesi isteği, ailede birinin önemli bir suç işlemesi halinde diğer bireylerin soyadını değiştirme konusundaki istekleri, üzücü bir olay nedeniyle tanınmış kişiye ait isim, din veya uyruk değiştirilmesi halinde adın değiştirilmesi talebi ve yine vatandaşlık değiştirilmesi halinde isim değişikliği talebi haklı bir sebebin varlığı olarak görülmektedir.(2)
Yine haklı sebep olarak sayılabilecek bir diğer durum ise başkalarıyla karıştırmaya sebebiyet verecek kadar benzer nitelikte bir isme sahip olma durumudur.
Genel olarak bu durumların varlığı halinde haklı sebep unsuru gerçekleşmiş olacağından mahkemece ad değiştirilmesi yönünde karar verilebilmesi mümkün hale gelecektir.

“İSTİSNAİ HALLER” NELERDİR? HANGİ YASAL DÜZENLEME İLE “İSTİSNAİ HALLER” NE ŞEKİLDE BELİRLENMİŞTİR?

İsim-soyad değişikliğine ilişkin olarak önemle belirtilmesi gereken istisnai haller mevcuttur. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Geçiçi 11. Maddesinde; “Kişinin üç yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan, toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir.” hükmünü amirdir.

Madde hükmünde de açıkça belirtildiği üzere; yazım hataları, genel ahlakla örtüşmeyen isimler, gülünç anlamlar taşıyan isimler için mahkeme kararına gerek kalmaksızın il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla ancak bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir.

İSİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME

Adın değiştirilmesi davası, düzeltmeyi isteyen şahıs tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde ikame edilir. Ad değişikliği kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için bu hakkın bizzat kullanılması gerekmektedir. Bu sebeple ancak değişikliği talep eden kişi tarafından veya özel vekaletname ile yetkilendirdiği vekili tarafından açılabilir.
Kişi sağlığında talepte bulunmamış ise, ölümünden sonra çocukları anne-babanın isminde yanlışlık olduğu gerekçesiyle dava açamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2003/4532 E. , 2003/5645 K. ve 17.4.2003 T. Sayılı ilamında; “…Adı geçenlerin sağlıklarında böyle bir talepte bulunmadıkları göz önüne alınarak davanın reddi gerekir.”

İSİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SONUÇLARI

Kişi isminin değiştirilmesi talebiyle mahkemeye başvurup mahkemece bu talebin yerinde görüldüğü takdirde kişinin ismi değiştirilebilecektir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur. Bu değişikliğin sonucu olarak kişinin tanımlanmasına yarar kimlik, ehliyet gibi belgelerde ismi düzeltilecek olup ayrıca nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltecektir.

İSİM DEĞİŞİKLİĞİ KARARINA KARŞI KİMLER, HANGİ SÜRE İÇİNDE İTİRAZ EDEBİLİR?

Türk Medeni Kanunu’nun 27. Maddesinin son fıkrasında; “Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir” hükmüne yer verilerek açıkça kimlerin itiraz yoluna başvurabileceği belirlenmiştir.

İSİM DEĞİŞİKLİĞİ DAVASINDA HUKUKİ PROSEDÜR NASILDIR?

Dava, basit yargılama usulüne tabi olup diğer davalar gibi dilekçe ile ikame olunabilir. İsim değişikliği talebini ve haklı sebebini belirterek görevli Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazılmış olan bir dilekçe ile adın değiştirilmesi davası ikame olunabilir. İsim ve soyadı değiştirme davasına Nüfus Müdürlüğü tarafından görevlendirilmiş bir memur davalı olarak katılır.

Makalemizin son kısmında emsal bir Yargıtay kararına da değinmekte fayda görüyoruz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/6537 E., 2017/16398 K. ve 14.12.2017 Tarihli ilamında; “TMK’nın 27. maddesine göre ”Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur. Ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.
Türk Medeni Kanununun öngördüğü “haklı neden” bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve kanunun buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun tespiti gerekir.
Somut olayda, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar dosyada toplanan kanıtlar sözü edilen Kanun maddesine göre haklı neden sayılarak soyadın değiştirilmesi yönünden davanın kabulüyle davacının soyadının talep gibi düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.”
Denilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
O halde haklı sebep kavramını Yargıtay’ın yukarıdaki ilamı ışığında değerlendirecek olursak; kişinin isim değişikliği talebinin nedeni ve almak istediği yeni isim toplumun değerlerine ve kanunun emredici kurallarına ters düşmediği, yeni isim başkalarına zarar vermediği müddetçe haklı sebep unsuru gerçekleşmiş sayılacaktır.

1) Zevkliler/Acabey/Özyayla
2) Oğuzman/Seliçi/Oktay Özdemir, s.96

Stj. Av. Hilal BULUT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir