MARKAYI KULLANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE KULLANMAMA NEDENİYLE MARKANIN İPTALİ

Markanın hukuki tanımını Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 4. Maddesinden yola çıkarak yapabiliriz. Sınai Mülkiyet Kanunu madde 4’ e göre Marka; “ Bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Marka tescili başvurusu olumlu sonuçlandıktan sonra, marka artık “tescilli marka” statüsünde olmaktadır. Tescilli markanın beraberinde getirmiş olduğu bazı hak, sorumluluk ve yükümlülükler vardır. Bunlardan en önemlisi markayı kullanma yükümlülüğüdür. Bu durum Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Markanın Kullanılması” başlıklı 9. Maddesi’nde şu şekilde ifade edilmiştir:
“(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.” Kanunda da belirtildiği üzere; haklı bir sebep olmadan kullanılmayan marka süre şartları gerçekleştiği takdirde iptal edilmektedir.

Maddede bahsi geçen “haklı neden” de Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları(TRIPS) “Markayı Kullanma Koşulu” başlıklı 19. Maddesinde açıkça şu şekilde ifade edilmiştir:
1. “Tescilin idame ettirilmesi için markanın kullanılması gerekli ise, tescil sahibi tarafından markanın kullanılmasını önleyen engellerin varlığına dayalı olarak geçerli nedenler ileri sürülmedikçe, tescil ancak markanın kullanılmadığı kesintisiz en az üç yıllık bir süre geçtikten sonra iptal edilebilir. Marka ile korunan mal veya hizmetlere uygulanan ithalat kısıtlamaları veya hükümetçe uygulanan başka koşullar gibi, markanın kullanılmasına engel oluşturan ve marka sahibinin iradesinden bağımsız olarak doğan koşullar, markanın kullanılmaması için geçerli nedenler olarak kabul edilecektir.
2. Bir markanın, sahibinin kontrolüne tabi olarak bir başka şahıs tarafından kullanılması, markanın tescili idame ettirmek amacıyla kullanımı olarak kabul edilecektir.”

Yani marka sahibinin kontrolü dışında gerçekleşen olayların varlığı halinde markayı kullanmama hali haklı sebep kapsamında sayılarak iptal konusu yapılamayacaktır.

Her ne kadar markayı kullanmama halinde cezai veya tazmini olarak bir yaptırım öngörülmemişse de yukarıda da izah olunduğu üzere Sınai Mülkiyet Kanunu madde 9 kapsamında tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması veya kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmesi halinde markanın iptali konusu gündeme gelmektedir. Burada asıl amaç marka sahibi kişilerin kötü niyetli tescillerle serbest piyasada tekel oluşturmalarını önlemeye çalışmaktır.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9. Maddesinin 2. Fıkrasına göre ise maddede belirtilen durumlar halinde markanın kullanıldığı kabul edilmektedir. Şöyle ki;
“ a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.”

MARKA İPTALİ DAVASI VE HUKUKİ SÜREÇ

Sınai Mülkiyet Kanunu 26. Maddesi uyarınca iptal talepleri Türk Patent ve Marka Kurumu(“Kurum”)’na yapılır ve gerekli görülmesi halinde kurum tarafından markanın iptaline kara verilir. Fakat markanın iptaline ilişkin Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26. Maddesinin yürürlüğü madde 192 ile yedi yıl sonraki tarihe bırakılmıştır. Yani o zamana kadar iptal davaları Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülecektir. Yargılama usulü ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş olan yazılı yargılama usulüdür.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “İptal Halleri ve İptal Talebi” başlıklı 26. Maddesi:
“(1) Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir:
a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması.
b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi.
c) Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.
ç) 32 nci maddeye aykırı kullanımın olması.
(2) İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir.
(3) Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür.
(4) Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.
(5) İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez.
(6) İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir.
(7) İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir.”

Beş yıllık sürenin dolması halinde iptal davası açılabilir. Beş yıllık süre ise, gerek yasada gerek içtihatlarda belirtildiği üzere markanın tescilinin gerçekleştiği tarihten itibaren başlamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2001/844 E., 2001/3429 K. Ve 9.4.2001 tarihli ilamı şu şekildedir:
“Marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3.şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmalı ve markayı kullanmaya kesintisiz beş yıl ara vermemek zorundadır. Ayrıca, markanın tescil edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, diğerleri için de kullanımın koşullarının gerçekleştiği anlamına gelmez ( 556 sayılı KHK. 42/II ). Zira, hakkı devam ettirici kullanma ancak marka sahibi markayı sicilde kayıtlı mal veya hizmetler için fiilen kullandığında var olacaktır. Kullanmama aralıksız beş yıl devam etmelidir. Beş yıllık süre, tescilden itibaren başlayacaktır.”

Stj. Av. Hilal BULUT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir